YEME BOZUKLUĞU NEDİR? TIKINIRCASINA YEME BOZUKLUĞU

Beslenme Nedir?
 
Büyümenin gerçekleşmesi, yaşamın sağlıklı bir biçimde sürdürülüp korunabilmesi için besin öğelerinin kullanılmasıdır ve en elzem insan gereksinimdir. İnsan sağlığı; beslenme, kalıtım, iklim ve çevre koşulları gibi birçok etmenin etkisi altındadır ve bu etmenlerin en başında beslenme vardır. Beslenmedeki amaç bireyin yaş, cinsiyet ve içinde bulunduğu çevreye göre gerekli olan besinlerin gerektiği kadar tüketilmesidir.
Yeterli ve Dengeli Beslenme Nedir?
 
Yeterli Beslenme; Genellikle vücudun yaşamı ve çalışmasını sürdürebilmesi için gerekli enerjinin sağlanması anlamına gelir. Karbonhidratlar, yağlar ve proteinler enerji sağlayan öğelerdir.
Dengeli beslenme ise, enerji yanında bütün besin öğelerinin gereksinim kadar sağlanmasıdır. Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumuna yeterli ve dengeli beslenme denir.
 
Sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesinde yeterli ve dengeli beslenme esastır. İnsan yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığında ya da yanlış pişirme yöntemi uygulandığında besin öğelerinin bazılarında kayıplar olur ve vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilmediğinden sağlık bozulabilir. Bu duruma Dengesiz Beslenme denir. Ülkemizde de birçok dünya ülkesinde olduğu gibi yetersiz ve dengesiz beslenme önemli bir sorun haline gelmeye başlamıştır. “Ayaküstü Beslenme ” alışkanlıklarının yaygınlaşması ve fiziksel aktivitenin azalıp daha sedanter bir yaşam sürdürülmesi özellikle dengesiz beslenmenin en önemli sonucu olan şişmanlık sıklığının artışının temelinde yatan nedenler arasında yer almaktadır. Dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve beslenmeye bağlı kronik görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.
 
 
Yeme Bozuklukları Nedir?
 
Bireyin besin tüketimindeki kontrolsüz ve aşırı boyutlarda artma ve ya azalma gibi yeme davranışlarını içerir. Bunun yanı sıra yeme bozukluğu, bireyin aşırı kaygılı, endişeli olduğu durumlarla birlikte kişinin beden kütlesi ve vücut şekliyle alakalı duyarlılığının artması gibi durumları içinde barındıran bir kavramdır.
Yapılan bu tanımlara dayanarak en sık görülen yeme bozuklukları Anoreksiya Nevroza, Bulimia Nevroza, Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu ve diğer tanımlanamayan yeme bozukluklarıdır. Bu yeme bozuklukları bireyin psikolojisinin ciddi anlamda bozulduğu durumlardır.
Yeme bozukluklarının etiyolojisinde, genetik yeme bozukluğu, ailede problemler, genetik psikolojik bozukluklar, özgüven yetersizliği, gereğinden fazla enerji alımı, cinsel algının oluşması, adolesan (ergenlik) sorunları, sosyokültürel durumlar, cinsel travma, biyolojik ve genetik faktörler ve bunun gibi bir takım etmenlerle açıklanan hipotezler bulunmaktadır.
Yeme bozukluklarının sosyo-ekonomik gruplar arasındaki etkisini gözlemlemek için yapılan bir çalışmada orta ve yüksek sosyoekonomik kesimde daha yüksek oranda yeme bozukluğu gözlemlenmiştir. Yapılan çeşitli çalışmalarda yeme bozukluğunun özellikle ergenlik döneminde başladığı ve ya adolesan döneme dayanarak ilerde baş gösterdiği görülmektedir.
Ayrıca yapılan çalışmalar da yeme bozukluğunun başlıca olarak aile içi sorunlar, düşük benlik saygısı, obezite, kilo ve ye­mek ile uğraşlar, ergenlik problemleri gibi durumlardan kaynakladığı belirtilmiştir.
Yapılan birçok çalışmanın göstermiş olduğu üzere yeme bozukluğu gerek dünyada gerek ülkemizde gittikçe yaygınlaşan ve aile yapısı, sosyo-ekonomik durum gibi bir takım etmenlere bağlı olarak değişkenlik gösteren bir sağlık sorunudur. 
 
Yeme bozuklukların tanımlanması ile ilgili henüz tam bir fikir birliği sağlanamamış olmakla birlikte tanımlama için üç temel özellik gerekli görülmektedir;
 
Yeme alışkanlıklarında ya da ağırlık kontrolü davranışlarında kesin bir bozulma,
Fiziksel sağlık ve psikososyal işlevsellikte klinik olarak anlamlı bozulmayla sonuçlanan ya davranış bozuklukları ya da temel yeme bozuklukları özellikleri (yemek yeme de bozulma, biçim ve kilo ile ilgili aşırı değerlendirme),
Herhangi bir genel tıbbi duruma ya da diğer psikiyatrik bozukluklara ikincil olmayan davranış bozukluğu.
 
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu
 
A. Tekrar tekrar görülen tıkınırcasına yeme dönemleri. Bir tıkınırcasına yeme döneminde aşağıdakilerin her ikisi de bulunur:
 
1. Benzer koşullarda, benzer sürede, çoğu kişinin yiyebileceğinden açıkça daha fazla yiyeceği ayrı bir zaman diliminde (ör. herhangi bir iki saatlik sürede) yeme.
2. Bu dönem sırasında, yemek yemeyle ilgili denetimin kalktığı hissinin bulunması.
 
B. Tıkınırcasına yeme dönemlerinde aşağıdakilerden üçü (ya da daha fazlası) görülür:
 
1. Alışılanın çok üstünde bir hızla yeme
2. Rahatsızlık verecek düzeyde tokluk hissedinceye kadar yeme
3. Açlık hissi duymuyorken aşırı miktarlarda yeme
4. Ne kadar yediğinden utandığı için yalnızken yeme
5. Yeme sonrası kendinden tiksinme, çökkünlük yaşama ya da suçluluk duyma.
 
C. Tıkınırcasına yeme ile ilgili belirgin bir sıkıntı duyulur.
 
D. Tıkınırcasına yeme davranışları ortalama üç ay içinde, en az haftada bir kez olmuştur.
 
E. Tıkınırcasına yemeye, bulimia nervozada olduğu gibi yineleyen uygunsuz telafi edici davranışlar eşlik etmez ve tıkınırcasına yeme yalnızca bulimia nervoza ve anoreksia nervozanın gidişi sırasında ortaya çıkmaz.
 
Bu sendromu diğer yeme bozukluklarından ayıran en temel özellik; kendini kusturma, laksatif, diüretik ve lavman kullanımının olmaması, aşırı egzersiz davranışının görülmemesi gibi arınma eylemlerinin olmamasıdır. Tıkınırcasına yeme eyleminin altı ay süresince en az haftada iki kez olması bireylerde tıkanırcasına yeme bozukluğu sendromu teşhisi için gereklidir.
Bu sendromu bulimia nervozadan ayıran en temel özellik ise; kendini kusturma, laksatif, diüreitik velavman kullanımının olmaması, aşırı egzersiz davranışının görülmemesi gibi arınma eylemlerinin olmamasıdır. Bireyler, genellikle 2 saat gibi kısa bir zaman periyodunda aşırı miktarda yemek yerler. Tıkınma nöbeti süresince aşırı yemenin kontrolünü kaybederle ve kendilerini durduramayacakları hissine kapılırlar. Fizyolojik olarak aç olmamalarına rağmen aşırı yeme eğilimindedirler. Normalden daha hızlı yemek yerler ve yemek yeme süresince yalnız olmayı tercih ederler. Aşırı yeme nöbeti sonrasında kendilerinden hoşlanmazlar ve depresif davranışlar sergilerler.
 
Komplikasyonları:
Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerde;
 
Yüksek kan basıncı,
Yüksek kolestrol seviyesi,
Kalp-damar hastalıkları,
Diyabet ve safra kesesi hastalıkları açısından risk altındadırlar.
 
Beslenme Tedavisi:
Tıkanırcasına yeme bozukluğu diyetisyenlerin en sık karşılaştıkları yeme bozukluklarından birisidir. Tedavideki ilk amaç tıkanırcasına yeme ataklarının önlenmesidir. Tıbbi beslenme tedavisinde normal beslenme eğitiminin de verilerek yanlış olan beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi hedeflenmelidir. Tıkanırcasına yeme bozukluklarında bireyin kendi kendine kontrol mekanizması geliştirmesi sağlanmalıdır. Diyet tedavisine haftada 3-4 kez en az 20-30 dakika yürüyüş egzersizi ile desteklenmesi önemlidir.

Etiketler: